Arabayla Fransa Gezisi

 

DSC_0056

Fransa’da araba kiralayabileceğiniz birçok firma var. Bunlardan birini tercih edip gezinize istediğiniz yerden başlayabilir ve istediğiniz yerde arabayı bırakabilirsiniz.

DSC_0041

Biz  her yerde şubesi olduğundan Avis’i tercih ettik. Size önerim, Avis ile gezecekseniz çok önceden rezervasyon yaptırıp, rezervasyonu Türkiye’den telefonla yapmanız.Çünkü Fransa’da İngilizce bilen çok insan yok ve tamamen mimklerle hareket etmeniz gerekiyor. Bu sebeple bizim için birçok sorun çıktı, İnternetten yaptığımız rezervasyonumuzdan daha yüksek bir bedel ödemek zorunda kaldık.Üstelik birkaç yerde bu sorunu çözmek için uğradığımız avis şubelerinde çok fazla zaman kaybettik. Ödediğimiz bedele sigortanın küçük bir kısmının dahil olduğunu belirttiler.Bu durumda çizik gibi küçük bir hasarda bile 800 Euro civarında ödeme yapmanız gerekiyor.Bu sebeple daha fazla bedel ödeyip, full kaskolu bir kiralama işlemi yapmanızı öneririm.

Fransa’da otoban ücretleri çok yüksek. Biz bu sebeple ücretsiz yolları tercih ettik.  Benzin fiyatının ucuz olduğunu duymuştuk fakat depo  yaklaşık 55 Euro ile doluyor.Farnsa’da araba kullanmak oldukça kolay çünkü herkes kurallara çok iyi uyuyor. Bizdeki gibi şerit değiştirmeler vs olmadığından, yollar ne kadar kalabalık olsa da trafik sorunu yaşanmıyor. Yollarda kavşak yerine adalar var. Otobandan gitmiyorsanız, 3-4 km’de bir bu adalar karşınıza çıkıyor. Adalardan geçiş üstünlüğü, önce girene ait. Bu adalarda trafik ışığına gerek kalmıyor çünkü düzen çok güzel yürüyor.

Fransa’da yemek yemek ciddi bir sorun çünkü özellikle iç taraflarda kimse İngilizce bilmediğinden, menüde ne olduğunu anlayamadık.Üstelik sözlükle de her yemek ismini bulamıyorsunuz. İlk üç dört gün pizza veya hamburger bizi mutlu etmeye yetti. Fakat sonrasında sıcak ve sulu yemek yeme ihtiyacını hissetmeye başladık. Yol üzerinde çok sayıda Carrefour ve Mcdonalds var.Carrefour’dan yiyecek satın alıp, yemeklerinizin bir kısmını arabada hallettik.Böylece su, meyve ve kahvaltıyı daha ucuza ve lezzetli hale getirebildik. Mcdonals.ların hepsinde internet var. Böylece yolda gördüğümüz yerlerde durup otel rezervasyonumuzu yapmaya çalıştık. Fransa’da konaklayabileceğimiz en ideal otel İbis Otel oldu. Bizim gideceğimiz yerler önceden belli olmadığından, aynı gün ibis’te yer bulamadığımız zamanlar oldu. Tavsiyem, durak noktalarını önceden planlayıp ona göre rezervasyon yaptırmanız.İbis otellerinde fiyatlar 50-75 Euro arasında değişiyor. Haftasonları bizim otellerin aksine otel fiyatları 10-15 Euro civarında daha da ucuzluyor.İbıs oteli tercih ederseniz en azından karşınızda İngilizce bilen birilerini bulabilirsiniz.Diğer şekilde dil bilmediklerinden size bazı konularda açıklama yapma ihtiyacı hissetmiyorlar. Bunun için de çok uğraştıklarını söyleyemem. Mesela Blois’te İbis otellerinde yer bulamadığımızdan, sitesinde internet olduğunu belirten bir otelde,  biraz pahalı olsa da  kalmayı tercih ettik.İnternet olup olmadığını sordğumuzda ise sadece olduğunu söyledi. Fakat daha sonra gördük ki, saati 10 TL’den ücretliymiş ve bu bedel kredi kartımızdan çekilmiş bile. Bu tür süprizler Fransa’da maalesef çok fazla başınıza gelebilecek kötü süprizler.

Biz, güzergahı Paris’te bir tanıdığımızın önerisi ile belirledik ve tura Paris’ten başladık. Öncelikle Normandiya sahillerini, gelgit bölgesini keşfettik. İlk durağımız Cean oldu. Burası Paris’ten birkaç saat uzaklıkta, çok sevimli bir yerleşim yeri. Burada Manş denizini ve İngiltere ile bağlantısı olan tüneli gördük.

DSC_0125

Daha sonra bir saat uzaklıktaki St. Michel adasında bulunan  dünya harikası şatoyu gezdik. Adaya arabayla ulaşabiliyorsunuz.Burası aynı zamanda gelgitleri görebilreceğiniz en güzel yer.

DSC_0167

Şato kayalıklar üzerine inşa edilmiş, etrafına da evler yapılmış. Adanın sokakları daracık ve merdivenlerle ulaşabiliyorsunuz. Üç katlı şatonun ise görünümü ve terasından manzarası muhteşem.

DSC_0141

DSC_0171

Cean ve Granville’den sonra geceyi Rennes’te geçirdik. Rennes, büyük bir yerleşim yeri. Fransa’da tarih çok iyi korunduğundan, nereye gidersek gidelim, her yerde çok güzel yapılar gördük. Rennes de bu yerlerden biriydi.

DSC_0247

Normandiya’da at yeiştiriciliği çok yaygın. Yol boyunca muhteşem atlar gördük. Ayrıca nereye gidersek gidelim, her yerde evlerin çok güzel ve bakımlı olduğunu gördük. Ülkede her şey çok önceden planlama yapılmış. Yol üzerinde, hepsi aynı renkte güzel dizayn edilmiş evler var. Başlangıç ve bitiş yerleri her kasabada aynı.Uçsuz bucaksız tarlalar, orman arazilerinden kesin bir şekilde ayrılmış.

DSC_0131

Kasım ayında yaptığımız bu seyahat sanırım Eylül veya bahar aylarında daha güzel olurdu. Çünkü kışın günler çok daha kısa. Sabah saat 9:30 civarında hava aydınlanıyor ve 17:00 civarında kararıyor. Yağmur nedeniyle gökyüzünün de sürekli kapalı olduğunu düşünce aydınlığa hasret kalıyorsunuz.

Rennes’den sonra diğer durak noktamız Blois oldu. Burası şövalyelerin memleketi ve her yerden tarih fışkırıyor.Saray ve şatolarında hayal edemeyeciğiniz kadar çok zenginliği ifade eden objeler var.

DSC_0216 

Bizim şu anda kullandığımız teknolojiyi yüzyıllar öncesinden Fransızların kullandığını görmek bizi çok şaşırttı. O dönemde katlar arasında şömine bağlantısı kurup kalorifer sistemi ile tüm sarayı ısıtmışlar. Mutfaklarında kek kalıbına kadar birçok şey bizim şu anda kullandıklarımızla aynı.İşlenen halılar ise çizilen bir resimden daha canlı ve gerçek.

DSC_0239 

Sarayların bahçeleri ise görülmeye değer. Yüzyıllardır ayakta kalan ve kırılmak üzere olan ağaçlar çeşitli desteklerle devam ettirilmeye çalışılmış.Simetri ise hemen hemen her sarayda çok önmsenmiş.

DSC_0283 

Fransız kraliyet ailesi ve zenginlerin hayatlarını merak ediyorsanız, mumya müzesini gezebilirsiniz.

DSC_0257 

Bu bölgeye yakın bir de ilginç hayvanlar göreceğimize inandığımız hayvanat bahçesini gezdik. Gerçekten de daha önce hiç görmediğimiz hayvanları gördük burada. Tropikal bölge olarak hazırladıkları alanlarda ise, bazı hayvanlar serbestti ve bize yürüyüş sırasında eşlik ettiler.

DSC_0339 

Son günlerimizi ise Moulin ve Lyon’da geçirdik. Fakat soğuktan olsa gerek, çok fena şifayı kapınca çok fazla dolaşma şansımız olmadı. Lyon İsviçre (Cenevre) arası 155 km olduğundan, Cenevre ve Alpleri ziyaret edebildik.

DSC_0352

DSC_0279

Bu gezinin en güzel süprizi ise, şans eseri yol üzerindeki bir kasabada bir Türk lokantası bulup orada yediğimiz nefis lahmacunlar, kebaplar ve çay oldu. Ve üstelik bizi sadece bir defa görecek olan lokanta sahibi, bizden tüm ısrarlarımıza rağmen ücret almadı, üstüne evine de davet etti. Bu yaşadığımız olay bize yine nerede olursa olsun, insanımızın  ne denli  sıcak olduğunu bir kez daha bize gösterdi.


4 comments on "Arabayla Fransa Gezisi"

  • Özgür diyor ki:

    fotograflar mükemmel.. devamını bekliyoruz..

  • Fransa tatilimiz öncesi çok faydalı oldu. Teşekkürler :)

  • Serpil diyor ki:

    Çok güzel bir gezi yasısı olmuş.Gerekli olan tüm ayrıntıları anlatmışsınız.Teşekkürler….

  • ekmel ozluk diyor ki:

    9 kasımda benzer bir tura bende çıkıyotrum.oğlum rennesde öğrenci,marsilayadan çıkıp rentacarla 8 günlük bir tur yapacağım bordeaux içinde çok gzüel şeyler duydum tecrübelrimi paylaşırım….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Comment

You may use these tags : <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>