Bir Doğa Harikası, Sinop Erfelek Şelaleleri
İsmi Tatlıca Takım Şelaleleri olarak da geçen Erfelek Şelaleleri, yürüyüşü ve doğayı seven herkes için tavsiye edebileceğim Türkiye’nin en güzel yerlerinden biri. 28 tane irili ufaklı şelale var burada. 1997 yılına kadar aslında hiç keşfedilmemiş. Erfelek Barajı ile beraber yolları açılınca bu doğa harikası yer ortaya çıkmış.
Erfelek ilçesi Sinop merkezden 28 km uzaklıkta. Merkezden de yaklaşık 16 km sürüyor şelaleler. Son 5-6 km oldukça bozuk bir yoldan gidiliyor. Neredeyse saatte 10 km hızla. Ama yol boyu ceylan ve geyikleri görmeniz mümkün. Oldukça ürkek hayvanlar olduklarından, sizi gördüklerinde hemen kaçıyorlar. Bir tane yavru ceylan şaşkınlıkla bizimle yola devam ettiğinden, yolun bozuk olmasını pek umursamadık doğrusu:)
Erfelek ilçesinden geçerken bir çay bahçesinde birer çay içmeye karar verdik. Bir de yolun durumunu soracaktık. Girdiğimiz yer sanıyoruz ilçede düğün salonu olarak da kullanılıyordu. İçeride kimsecikler yoktu. Sahibi bizi aldığı masayı elindeki havluyla çabucak sildi. Yolun durumunu sorunca da yanımıza oturup bizimle çay içip sohbet etmeye başladı. Büyük şehirlerde bu denli cana yakın insanlara rastlamak zor:(
Yolda giderken kovayla böğürtlen satan köylü çocuklara rastlayabilirsiniz.Bir tanesi bizi ısrarla durdurup kovayı olduğu gibi satmaya çalıştı. Bir kovayı tüketmemizin mümkün olmadığını söyledikçe bize reçel yaparsınız gibi önerilerde bulundu. Yine de kovanın bir miktarını aldık ve hemen oracıkta tükettik. Gerçekten çok lezzetli böğürtlenleri olduğunu söyleyebilirim. Çocuğa bir miktar para ve arabamızda yiyebileceği ne varsa verdik. Bizden aldığı paranın bir miktarını bize verip, şelalelerden dönüşte ona dondurma ve çikolata alıp getirmemizi istedi. Biz elimizdeki paraya şaşkınlıkla bakarken çocuk oradan ayrılmıştı bile. Dönüşte onu nasıl bulacağımızı bile bilmiyorduk. Çaresizliği bize güvenmesine mecbur bırakmıştı galiba onu.
Şelale Yanında Bir Gecelik Konaklama
Şelalelere giderken oranın çok ıssız olacağını düşünmüştük. Ama gidince gördük ki, burası müthiş bir kamp yeriydi ve orada kamp yapan birçok kişi vardı. İşletmesini çok yardımsever bir ailenin yaptığı küçük bir tesis de vardı burada. Çok bozuk ve uzun bir yoldan geldiğimiz, saat geç olduğundan akşam vakti dönmek istemediğimiz ve parkuru gündüz gözüyle görebilmek için geceyi orada geçirmeye karar verdik. Geceliği 5 TL’ye çok güzel bir ağacın gölgesinde çadırımız kurduk. Tek üzüldüğümüz nokta, gelen kişilerin buralara bilinçsizce çöp atmasıydı. Her taraf çöp kutularıyla doluydu ama yerlerde yine de torbasız, açık olarak atılmış çöpler vardı.
Tesisi işleten aile bize oldukça yardımcı oldu. Yediğimiz yemeklerden dahi ücret almayı düşünmeyecek kadar naif insanlardı. İlçeye alışverişe gittiklerinde bize bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sordular. Meyve siparişi verdik. Gün batımından sonra ızgarada yaptıkları nefis köfteleri yedikten sonra, şelale yanında bir masada kitaplarımızı okuduk, buz gibi soğutulmuş karpuzumuzu döke saça yedik:) ve doğanın sessizliğinde huzur bulduk.
Şelale Yürüyüş Parkuru
Sabah saat 6:30 civarında uyanıp şelale yürüyüşümüze başladık. Burası doğada şaşırmayı sevenler için inanılmaz sürprizler veriyor insana. Şelaleler 2 km’lik bir kaya üzerinde ve yürüyüş parkuru bu kaya üzerinden devam ediyor. Tırmandıkça başka başka güzellikteki şelaleler çıkıyor karşınıza.
Parkurun yarısına kadar patika bir yol da hemen yanında. Ama oradan yürürseniz, aşağıdaki hiçbir güzelliği göremiyorsunuz. Düz bir orman yürüyüş oluyor o zaman. Parkurun 1. km’sinden sonra artık hiçbir dönüş şansınız kalmıyor. Sonuna kadar gidip, oradan patikaya çıkabiliyorsunuz ancak. Sonuna kadar gitmeyi herkese şiddetle tavsiye ederim.
Parkur boyunca her bir şelaleyi geçtikten sonra yolun bittiğini düşünüyorsunuz. Ve adeta bir bulmaca çözer gibi yolun devamını bulmaya çalışıyorsunuz. İşin en keyifli kısmı da bu.
Zaman zaman parkurun devamını bulmanın zor olduğu yerlerde işaretler koymuşlar. Bazı yerlere de asılıp geçebileceğiniz ipler..Hatta bazen de tahta bir merdiven…
Yürüyüşe sağlam bir ayakkabı ile çıkmakta yarar var. Parkur boyunca kopmuş terlik ve ayakkabılara rastlayabilirsiniz. Maalesef yolda yırtıldığında kimse alıp götürmemiş. Öylece doğanın ortasına bırakıvermiş.
Parkurun bitiminde bütün şelaleleri besleyen suyun kaynağını görebilirsiniz. Çay içebileceğiniz ve yorgunluğunuzu atabileceğiniz küçük bir düzenek kurmuşlar. Bardaklar, çaylar hepsi orada duruyor. Ama başında kimsecikler yok. Oraya ayrıca kasa kasa satmak için meyve konulmuş. Bahçe eriği, üzüm, böğürtlen, kurutulmuş meyveler.. Üzerinde de fiyatı var. Oraya ulaşacak insanın, başında kimselerin olmadığı bu yerde, ödeme yapmadan oradan tek bir parça yiyecek alıp yiyeceğini düşünmemişler bile. Güvenip koymuşlar ürünlerini. Bu konuda haklılar da. Para koyup gidenler var. Altına da notunu düşmüşler, ‘tartamadık ama yaklaşık bir kilo civarında erik aldık, ücretini de buraya koyuyoruz’.
Yürüyüş sonrası buz gibi şelale suyunda serinledikten sonra, dönüş yolculuğumuzda, bize para verip sipariş veren çocuğun istediklerini maalesef bulamadığımızdan ona parasını vermek istedik. Ama tam olarak nerede durduğumuzu hatırlayamadık. Etrafımıza baka baka yola devam ederken çocuğu yolun kenarında bizi bekliyor bulduk. Sabah saat 9:15’te oradan geçerken, çocuk kim bilir bizi saat kaçtan beri bekliyordu. Ümitle beklediği bizi eli boş görünce biraz üzüldü ve parasını alıp hızla uzaklaştı oradan. Bu olay da Erfelek gezimizin hüzünlü kısmı oldu:(
Tags: Erfelek, Günübirlik Tur, Karadeniz, Şelaleler, Sinop
Ekim 4th, 2009 at 21:55
böyle bir yer hakkında budenli güzel anlatışınız için teşekkkür ederim
tam hayal ettiğim gibi sanki bende sizinle gezmiş gibi oldum ama en kısa zamanda gidip görececeğim emin olun tşk.