İstanbul Podgorica arası uçak yolculuğu 1 saat 25 dakika sürüyor.Havaalanının sakinliğinden ülkenin de oldukça sakin olduğu hemen anlaşılıyor.
Havaalanı şehir merkezine 10 km uzaklıkta ve toplu ulaşım aracı bulunmuyor. Şehir merkezine ulaşmak için taksiyle gitmek tek seçenek.Bunun da bedeli 15 Euro.Karadağ küçük bir ülke olduğu için ve otobüs saatlerini her zaman uyduramayacağımız için biz araba kiralamalayı tercih ettik.Günlük 50 Eurodan, havaalanından üç günlük arabamızı kiraladık.Bu fiyata full kasko dahildi. Ayrıca ilk defa depozitosuz araba kiralamış olduk.
Karadağ Hakkında Genel Bilgiler
*Ülkenin kendine ait bir para birimi yok. Euro, her yerde geçerli olan para.
*Damak zevkinize uygun yemekleri her yerde bulmak mümkün.Özellikle pizzaları oldukça lezzetli. Cevabi denilen ekmek arası köfte ise tüm ülkede çok yaygın. Fiyatlar bizimkinden daha uygun.Özellikle iç taraflara gittikçe daha da ucuzluyor.Kahvaltıda ise en iyi seçeneğiniz maalesef onların da aynı isimle söyledikleri kocaman parça bir börek olabilir.
Yemek porsiyonlarının oldukça büyük olduğunu belirtmeliyim.Ne isterseniz isteyin, her şey kocaman porsiyonlarda geliyor.
*Ülkenin her yerinde ve her kafede çay bulmanız mümkün. Onlarda da çay aynı şekilde söyleniyor. Çay istediğinizi belirtirseniz, kocaman fincanlarda, kocaman bir dilim limon ve bal ile hemen getiriveriyorlar.
*Ülkenin her yerinde ev olan fakat pansiyon olarak işletilen,adına zimmer dedikleri oldukça temiz pansiyonlar var. İki kişi 30 euro civarında kalabilirsiniz.
*Ülkede İngilizce bilen birilerini bulmak oldukça nadir bir durum.En turistik yerdeki çalışanlar bile İngilizce bilmiyor. Ayrıca tabela ve menulerde İngilizce açıklama yok.Fakat turizme çok önem verdiklerinden herkes çok güleryüzlü ve yardımsever. Restoran ve kafelerde sipariş verir vermez fişi kesip hemen masaya bırakıyorlar.Bu sebeple bilinçli veya bilinçsiz yanlışlık yapma ihtimali kesinlikle yok.
*Trafik Avrupa’daki kadar düzenli değil. Trafiğin Türkiye’deki düzene yakın bir şekilde aktığını söyleyebilirim.Yollar genellikle dağ yolları ve çok dar olduğundan 90′ın üzerine çıkmak pek mümkün olmuyor. Park yeri her yerde mevcut.Fakat ücretsiz yer bulmak pek mümkün olmuyor.Saatlik park ücreti ise 80-90 cent civarında.
*Gördüğünüz tüm sahillerde şezlonglu,duşlu ve kabinli plajlar bulmanız mümkün. Üstelik bunların büyük bir kısmı ücretsiz.
Budva’da iki gün için hostelden yerimizi ayırdığımızdan hiç oyalanmadan Budva’ya doğru yola çıktık. Podgorica’dan Budva’ya iki yol seçeneği var. Biz sahilde göreceğimiz yerler olduğundan Petrovaç üzerinden gitmeyi tercih ettik. Podgrica-Budva arası yaklaşık 1.5 saat sürüyor. Ara duraklarla bizim için bu süre 2.5 saati buldu.İlk durağımız sahil şeridinde küçük bir yerleşim yeri olan Petrovaç oldu.Güzel bir plajı olmasına rağmen çok kalabalık olduğundan sahilde kısa bir yürüyüş yaptıktan sonra oradan ayrıldık.
Daha sonra Budva’ya 15 km kala Sveti Stephan adasını ziyaret ettik. Ada, Sophien Loren’in tatilini her sene burada yapması ile ünlenmiş.Ülkenin en turistik yerlerinden biri olan ada, Singapurlular tarafından satın alındığından ve restorasyon işlemleri devam ettiğinden adanın içine girilemiyor. Fakat yüzmek için sahili diğer yerlere göre çok sakin ve suyu çok güzel. Burada kısa bir deniz molası verdikten sonra Budva merkezine doğru yola çıktık.
Budva:
Budva özellikle Rus turistlerin akınına uğramış, oldukça güzel kızların bir arada bulunduğu, tanıtımı çok iyi yapılan oldukça turistik bir şehir.
Budva aynı zamanda uzun ve çok keyifli bir plaja sahip. Sahilin paralelindeki sokak ise her türlü yemeği bulabileceğiniz, yüzden fazla dükkanın bulunduğu,her an bir aktivitenin görüldüğü, gezmekten hiç sıkılmayacağınız bir sokak.Sokağın bitiminde ise Unesco kültür mirasına alınmış eski şehir yer alıyor. Eski şehrin çıkış kapılarından sonra plaj yine devam ediyor. Plaj boyunca ilginç kayalıklardan yürüyüş yolları var. Bazen kayalıklar arasında açılmış deliklerden diğer tarafa geçişler sağlanıyor.Oldukça ilginç olan bu sahilde yüzmesi de bir o kadar keyifli.
Hostelimize yerleşip biraz dinledikten sonra ilk işimiz yemek için yer aramak oldu. Kaldığımız hostelde, bize sahildeki restoranların pahalı ve lezzetsiz olduğu bu nedenle iç taraflarda yemek yememizin daha iyi olacağını söylediler. Biz de önerdikleri ilk yerde yemek molası verdik. Fakat oldukça kötü iki spagetti tabağına 15 Euro ödeyince ve sahilde çok daha lezzetli ve ucuz yemekleri bulunca bu bilginin tamamen yanlış olduğunu öğrenmiş olduk.Sahil yolundan devam edip eski şehrin içine girdik.
Stari Grad olarak da anılan eski şehirde, İtalyan havası hakim.Tüm binalar ve sokaklar taştan yapılmış. Kale kapısının girişinde küçük bir avlu bulunuyor. Avludaki saat kulesinin altında eskiden insanlar tokat yoluyla cezalandırılırmış.Şehrin en önemli meydanı ise, en yüksek tepesi olan çan kulesinin önü.
Eski şehri gezdikten sonra ilginç kaya oluşumlarının arsından geçerek kendimizi Adriyatik denizinin serin sularına bıraktık. 35 derece altında gün boyu gezimizin yorgunluğuna deniz çok iyi geldi.
Akşam saatlerini ise Budva’nın cıvıl cıvıl sokaklarında yemek yemek ve gezmekle geçirdik.
Ertesi gün, erkenden kalkıp sahilde börek ve çayla kahvaltı yaptıktan sonra Kotor yolu üzerinden Loucen Milli Parkına doğru yola çıktık. Milli Park,aynı zamanda ülkenin en yüksek tepesine sahip. Oldukça virajlı ve çoğu zaman tek arabanın bile geçemeyeceği yolları biraz zorlu.Biz Kotor tarafından geldiğimiz için milli park girişi için kişi başı 2 Euro ödedik.Fakat diğer seçenek olan Çetince yolundan gelince ücret alınmıyor.Üstelik o yol çok daha kolay.
Milli parkın girişinde, sağ tarafta peynir ve bal üretimi yapan küçük çiftlikler var. Burada küçük bir yemek molası vermek mümkün. Oturmak için piknik masaları var. Peynir ve balları oldukça lezzetli.Orada yemek isterseniz yanınıza bıçak almanızda yarar var. Kocaman parça peyniri elinizle koparmanız pek mümkün değil.Milli parkın içinden 10 km devam ettiğinizde ise 1840 metre yüksekliğinde, Montenegro, Arnavutluk ve Dubrovnik’i ayaklarınızın altında görebileceğiniz en yüksek tepeye ulaşıyorsunuz. Bu tepeye çıkmak için sadece arabayla ulaşmak yetmiyor. Kayanın içinden açılan 400 basamaklı bir tünelden yukarı doğru çıkınca zirveye ulaşmış oluyorsunuz. Zirvede tek parçadan oluşan, 24 ton ağırlığındaoldukça büyük bir heykel ve altından kaplama tavanlar var.
Milli parktan sonra yolumuza Çetince’den devam ettik. Orman yollarında küçük ama sevimli tesislerde zaman zaman içecek molası vererek yaklaışık 1.5 saat içinde Çetince’ye varmış olduk.Çetince, sevimli sokaklarının olduğu çok sakin ve düzenli bir şehir. Daha önceleri Karadağ başkenti iken daha sonra başkentliği Podgrica’ya vermiş. Çetince’de çok lezzetli bir pizza yedikten sonra Budva’ya doğru yola çıktık.Çetince ile Budva arasında üzeri nilüferlerle kaplı Rijeka Crnovejika’da kısa bir nehir molası verdik.
Daha sonra Budva yolu üzerinde meşhur Jazz plajının (Madonna ve Rolling Stones gibi ünlülerin çok sayıda izleyici topladıkları meşhur plaj) pırıl pırıl ve serin denizinde yüzme molası ile günün yorgunluğunu attık. Akşamı ise Budva’nın cıvıl cıvıl sokaklarında geçirdik.
Ertesi gün ise Boka körfezini dolaşmak üzere yola çıktık. İlk durağımız Unesco Dünya Kültür mirasında yer alan Kotor şehri oldu.
Kotor:
Kotor, Dubrovnik’in minyatürü gibi. Aradaki fark ise, dimdik inen dağların tam dibinde kurulmuş olması.Bu sebepe şehrin bambaşka bir görüntüsü var.Eski şehirde, diğer taraflara göre biraz daha pahalı olsa da çok lezzetli pizzaların olduğu keyifli cafeler var. Surlarla sarılı şehrin giriş kapısında ise "Başkalarına ait olanı istemeyiz ama bizim olanı da vermeyiz" anlamında bir cümle yazıyor.Sağdan devam ettiğinizde zenginlerin malikanelerini görebilirsiniz.Bu evlerin diğerlerinden tek farkı, kapılarının biraz daha süslü olması.İçinde hala yaşayan insanlar var. Yukarılara doğru çıktıkça evlerin görkemi azalıyor.En tepede ise Steve Ivan kalesi bulunuyor. Giriş, kişibaşı 2 Euro. Biz çok sıcak olduğu için ve enerjimiz burada bitirmek istemediğimiz için en tepeye kadar çıkmadık.Surların dibinde organik ürünlerin satıldığı pazarda dolaşıp meyvelerden tatmayı tercih ettik. İlginç olan, her yerde asmaların çok fazlaca olması, fakat üzüm fiyatının 8 TL civarında olmasıydı.
Kotor’dan sonra diğer durağımız Perast oldu. Burada iki tane ada var. Söylentiye göre, adalardan biri doğal yolla, diğeri ise insan eliyle yapılmış. İçi taş dolu iki gemi batırılarak temeli kurulmuş. Perast’tan adalara turlar yapan tekneler var.Buranın denizi ise bambaşka güzel.
Perast sonrasında yine çok sevimli, yapılarıyla bir o kadar tarih kokan Herseg Novi’ye geçtik.Burada, Türklerle savaş sonunda ismini alan Kanlı kueyi görebilirsiniz.Ayrıca osmanlı yapımı bir de Saat kulesi var. Taş meydanlarda kocaman ağaçların gölgesi oldukça serinletici idi.
Herseg Novi’den doldukça kalkan ve bedeli 4 Euro olan arabalı vapur ile Tivat’a geçtik.Buradan da Budva’ya devam ettik. Budva’da yine yorgunluğumuzu alan deniz molasından sonra kendimize kalacak yer aramaya koyulduk.Güneşin etkisiyle midem bulanıp fenalaşmaya başlayınca çok da aramadan, Budva’nın üst kısımlarında rastgele apartmanı yazan bir yerde durup yer sorduk.iyi ki de sormuşuz. İki kişi 30 Euro’ya kaldığımız bu yerde çok iyi ve sıcakkanlı insanlarla tanıştık. Hasta olduğumu görünce pansiyonun sahibi bayan bana hemen iyi gelecek yiyecekleri getirdi. Sonrasında onalrın verdiği ilaçlar sayesinde ayakta kalabildim ve ertesi gün kendimi yolculuk için daha iyi hissedebildim.Akşamımızı çok sevdiğimiz bu insanlarla sohbet ederek, gülerek ve eğlenerek geçirdik. İçecekler, meyveler, pastalar, her türlü ikramda bulundular fakat bunun için ne kadar ısrar etsek de hiçbir ücret almadılar. Kendimizi evimizde gibi hissettiğimizi ve çok güzel vakit geçirdiğimizi belirtmeliyim.Karadağ’a gidecekseniz, her yere yakın olan Budva’da kalmanızı öneririm.Ve Budva’da kalacaksınız kesinlikle bu pansiyonu öneririm.
Adres: Markovic Borislav Loleribara Becici Montenegro
Bizde uzun boylu insanların güzel ülkesi Karadağın Ağustos ayında 1 haftada 12 şehrini dolaştık . Yazınızı okuyunca kendimizi yeniden orada hissettik .
Bir tatil alternatifi olarak Karadağ , özellikle yaz tatili için beklentilerden fazlasını karşılayabilecek güzellikte .
arkadaşlar sizin izlenimlerinizle yola çıktık çokta faydası oldu teşekkürler .bizde dört arkadaş bosna dan başladık hırvatistan ve karadağ yaptık kurban bayramı tatili uzun olduğu için altı gece yedi günle gezimizi tamamladık .hiç rezerve yaptırmadan dolaştık sizlerden aldığımız bilgiler sayesinde zorluk çekmedik.iklim olarak sonbaharı tercih edişimiz harikaydı yazın bukadar güzel ve sorunsuz olabilirmiydi bilemem
busefer gönlümüzün rotası nereyi gösterir bilemem …
Merhaba,
Yorumlarınız için teşekkür ederiz.Gezilerinizde yaşadığınız ilginç olayları ve deneyimlerinizi de buradan bizimle paylaşabilirsiniz.
Siteniz her ne kadar profosyonel bir site olmasa da, gerçekten çok bilgilendirici. Gezdiğiniz yerler de çok güzel. Böyle bir çalışma yaptığınız için teşekkürlerimi sunuyorum. İyi gezmeler, mutlu zamanlar dilerim…